






1. Dünya Savasi | inkilap Tarihi |
|
|
|
| Yazar Baba Tarihci | |
| Perşembe, 10 Ocak 2008 | |
|
INKILAP TARİHİ
İnkılâp, değiştirme, eskisinin yerine yenisini getirme anlamındadır. Kullanım olarak eski kurumları kaldırarak daha modern ve çağdaş kurumlar kurulmasıdır. İnkılâp, mevcut düzeni zor kullanarak yıkıp yeni düzen kurulmasıdır. Kökten değişiklikleri öngörür. İhtilal, silah yoluyla yapılan yönetim değişikliğidir. Sadece yöneticiler değişir. Rejim değişmez. Eski düzeni yıkar. İnkılâbın bir safhasıdır. Islahat, işlevini yitirmiş olan kurumların üzerinde değişiklik yapılmasıdır. INKILABIN ÖZELLİKLERİ 1- Bir halk hareketidir. İhtiyaçların ve aydınların yönlendirmesi ile oluşur. 2- Mevcut düzeni yıkma olayıdır. İhtiyaçlara cevap veremeyen düzenin yıkılmasıdır. 3- Yeni düzen kurmayı amaçlar. Bütün kurumların değiştirilmesidir. INKILABIN SAFHALARI 1- Fikri Hazırlık Safhası, aydınların yenilik fikrini topluma aşıladığı dönemdir. 2- Aksiyon (ihtilal) Safhası, eski düzenin gerekirse silah zoruyla değiştirilmesi aşamasıdır. 3- Yeni Düzenin Kurulması Safhası, bu başarılamazsa inkılâp gerçekleşmemiş olur. Yenilikler ve hukuki düzenleme bu evrede olur. TÜRK INKILABININ ÖZELLİKLERİ 1- Türk inkılâbında ulusal egemenlik ve ulusal bağımsızlık birlikte gerçekleşmiştir. Hem düşmana hem de padişaha karşı aynı anda yapılmıştır. 2- Kültürel bir inkılâptır. Kültürel anlamda da batılılaşmayı amaçlar. 3- Halk hareketidir. Her kesimden insanların desteği ile yapılmıştır. 4- Demokratiktir. Kongreler ve TBMM’nin açılması ile demokratik bir yöntem izlenmiştir. 5- Türk inkılâbı evrensel bir özellik gösterir. Bağımsızlığını sonradan kazanan milletlere örnek olmuştur. 6- Planlı yapılmamış ihtiyaçların yönlendirmesiyle akılcı bir yöntem izlenmiştir. TÜRK INKILABINI DİĞERINKILAPLARDAN AYIRAN ÖZELLİKLER 1- Ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik aynı anda gerçekleşmiştir. 2- Türk inkılâbının hazırlığını yapanlar ve başarıya ulaştıranlar aynı kişilerdir. 3- Türk inkılâbının fikri hazırlık safhası yoktur. 4- Yıkılan devletin yerine yeni bir devlet kurulmuştur. 5- Sanayi inkılâbının yanında kültürel alanda çağdaş batı kültürüne geçiş sağlanmıştır. OSMANLININ YIKILIŞINI HAZIRLAYAN İÇ VE DIŞ GELİŞMELER Osmanlıda Bütün kurumların ve sistemlerin bozulmasıyla isyanlar çıkmış ve devletin yıkılışı hızlanmıştır. Avrupa’da ise, coğrafi keşifler, Rönesans ve reform ile güçlenmiş ve Osmanlıya üstün hale gelmiştir. Fransız İhtilali ve sanayi İnkılâbı iyi değerlendirilememiş milliyetçilik isyanları ve sanayileşmede yetersiz kalmıştır. OSMANLIYI KURTARMA ÇABALARI 17 yy da Avrupa’nın üstünlüğü kabul edilmediğinden ıslahatlar yüzeysel kalmış ve başarılı olmamıştır. 18 yy da Avrupa örnek alınarak ıslahatlar yapılmıştır. Genelde askeri amaçlı ıslahatlar olduğundan başarılı olmamıştır. 19 yy da her alanda ıslahatlar yapılmış, Tanzimat, Islahat ve Meşrutiyet ile azınlıklara ayrıcalık tanınmıştır. Fakat azınlık isyanları, Büyük devletlerin Osmanlının iç işlerine karışması, kapitülasyonların olumsuz etkilerinden dolayı ıslahatlar başarılı olmamıştır. FİKİR AKIMLARI OSMANLICILIK: Genç Osmanlıların savunduğu görüştür. Osmanlı içerisindeki bütün toplumlara eşit haklar verip dayanışma ve kaynaşmanın sağlanmasını amaçlamıştır. Önce anayasa ilan edilmeli ve Meclisi Mebusan açılmalıydı. Genç Osmanlılara göre Osmanlının yıkılması bu şekilde önlenirdi. 2. Abdülhamit zamanında uygulanmış 1876 da Kanuni Esasi ilan edilerek Meclis-i Mebusan açılmıştır (1. Meşrutiyet). Her toplumu temsil eden milletvekili vardı. Ancak Milliyetçi isyanların devam etmesi, 1877–1878 Osmanlı-Rus savaşında azınlıkların Rusları desteklemesi üzerine 2. Abdülhamit Meclisi Mebusanı kapattı ve bu fikre son verdi. Bu fikir Balkan halkını ve Arapları memnun etmemiş. Milliyetçilik akımıyla çeliştiği için başarılı olmamıştır. İSLAMCILIK: 1. Meşrutiyet’in sonlarında bütün Müslümanların Osmanlı halifesi önderliğinde teşkilatlandırılması amaçlanmıştır. Meclisi Mebusan kapatılınca 2. Abdülhamit bu fikri uygulamaya koydu. Devletlerin bu fikri engellemesi ve Osmanlıdaki milliyetçilik isyanlarını desteklemesi sonucu bu fikir başarılı olmamıştır. 1909’dan itibaren İttihat ve terakki cemiyeti yönetimde etili olarak bu fikir önemini kaybetmiştir. 1. Dünya Savaşında Osmanlının cihat çağrısına İslam toplumlarının destek vermemesi ve Osmanlı içinde yaşayan Arapların Osmanlı ile savaşması bu irkin başarılı olmadığını gösterir. TÜRKÇÜLÜK: En önemli savunucusu Ziya Gökalp’tır. 1. Meşrutiyet ve Balkan Savaşlarındaki başarısızlıklar bu fikrin uyanmasını sağladı. Osmanlıdaki Türkleri bir çatı altında toplamayı amaçlamıştır. İttihatçıların etkili olduğu dönemde sınır dışındaki Türkleri de teşkilatlandırmak amaçlanmış ve Türkçülük Turancılık’a dönüşmüştür. Dönemin şartlarından ve Uygulamanın güç olmasından bu fikir başarısız olmuştur. Kurtuluş Savaşında Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Milli’nin kabul edilmesiyle bu fikir önemini yitirmiştir. Kurtuluş Savaşı yıllarında bu fikir halkta birleştirici rol oynamıştır. BATICILIK: 1718–1730 Lale Devrinde başlayan bu fikre göre her alanda batı uygarlığının ölçülerini kabul etmek gerekliydi. Bu fikri Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında başarıyla uygulanmıştır. Devlet kurulduğu zaman ulaşılmak istenen gelişmelerin batı dünyasında olması çağdaşlaşmayı batılılaşma ile eşdeğer hale getirmiştir. ÂDEM-İ MERKEZİYETÇİLİK (FEDERAL YÖNETİM): Devletin parçalanmasının önlenebilmesi için bölgesel yönetimlerin yetkilerinin artırılması ile bölge daha iyi kalkınacak ve devletin yükü hafifleyecekti. Bu fikir uygulanamamıştır. |
|
| Son Güncelleme ( Perşembe, 10 Ocak 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
|
|