






Tarih Notları
Dis Politika | Dis Politika |
|
|
|
| Yazar Baba Tarihci | |
| Pazar, 13 Ocak 2008 | |
|
ATATÜRK DÖNEMİNDE DIŞ POLİTİKA 1–1920–1923 Yılları Arasındaki Dönem TBMM’nin açılmasıyla yeni devlet kuruldu. İlk başta Kurtuluş Savaşı ve iç isyanlarla uğraşmak zorunda kaldı. TBMM Misak-ı Milli için sonuna kadar savaşacağı ve tam bağımsızlık istediğini dünyaya bildirdi. İtilafçılar TBMM’yi önemsememiş Kurtuluş Savaşı kazanılınca siyasi ilişki kurmak zorunda kalmışlardır. TBMM’nin açılmasından Lozan Antlaşmasına kadar olan süre içinde dış politika şöyle olmuştur. ABD ile İlişkiler 1. Dünya Savaşına kadar Osmanlı topraklarında yüzlerce ABD kolejinin olması olumlu ilişkiler olduğunu göstermektedir. ABD 1. Dünya Savaşında Osmanlıya karşı savaşa girmiş Wilson’un Anadolu’da Türklerin çoğunlukta olduğu yerlerde Yeni Türk Devletinin kurulmasına verdiği destek ABD’ye güveni artırmış fakat Ermenilere de Ermeni Devleti için destek vermişlerdir. Ermeni çetelerinin katliamları için ABD’li General Harbourd Anadolu’da incelemeler yapmış ve Harbourd Raporunu yayınlamıştır. Ermenilerin haksız olduğunu ve çoğunlukta olmadığını yazmıştır. ABD de Ermenilerden desteğini çekmiştir. Bu da Osmanlının ABD’ye sempatisini artırmıştır. Sivas Kongresinde ABD manda yönetimini isteyenler olmuş fakat kesin reddedilmiştir. ABD’nin 1920 den itibaren Asya ve Avrupa siyasetinde değişiklik olmuş daha çok iç politika ile uğraşmasından dolayı Lozan Antlaşmasına kadar yoğun ilişki kurulmamıştır. Sovyet Rusya İle İlişkiler 1. Dünya savaşında Rusya itilafçılardan savaşa girmişti. Çarlık rejimi vardı. Almanya ve Avusturya’ya yenilgi almaya başlayınca ve itilafçılarda Boğazı geçemeyip Rusya’ya yardım gönderemeyince Rusya’da ekonomik kriz artmıştır. Bunu değerlendiren Bolşevikler 1917 de İhtilalle yönetimi ele geçirdiler. Bolşevikler önce 1917 de ateşkes ilan etmiş. 1918 de Brest Litowsk Antlaşması ile savaştan çekilmiştir. Rusya 1878 Berlin Antlaşmasında Rusya’nın aldığı Kars, Ardahan ve Batum’u Türkiye’ye bırakmayı kabul etti. Bolşevikler yayılmacı politika izlememişlerdir. Yeni rejim itilafçılar tarafından iyi karşılanmadı. Bu nedenle Rusya Kafkas ve Anadolu sınırlarını güvenlik altına almaya çalıştı. TBMM 1. İnönü zaferinden sonra 16 Mart 1921 de Rusya ile Moskova Antlaşması yaptı ve Rusya’nın silah ve maddi desteğini aldı. Sovyet Rusya’nın Kafkaslarda Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’ı işgal etmesi ile bu sınırların tekrar düzenlenmesi gerekti. TBMM Sakarya Savaşını kazanınca Rusya’nın isteği ile Rusya’ya bağlı üç devletle 13 Ekim 1921 de Kars Antlaşması yaptı ve Türkiye’nin Doğu sınırı kesinleşti. İngiltere İle İlişkiler 1.Dünya savaşı öncesi dünyanın en güçlü devletidir. Bunu sürdürmek için petrol yataklarına ve Osmanlı topraklarına sahip olmak istiyordu. Fakat İngiliz halkı savaş istemiyordu ve Lloyd George hükümetine baskı yapıyordu. Bu yüzden İngiliz hükümeti Anadolu’daki Türklerle savaşlarda Fransa ve Yunan ordusunu öne sürüyordu. Yunan ordusunu desteklemiş ve Anadolu’daki katliamlarına göz yummuştur. Yunanlıları Batı Anadolu’dan atan Türk ordusu Doğu Trakya’yı kurtarmak için Boğazlara yönelmiş ve ilk defa İngilizlerle savaş ihtimali doğmuştur. Fakat Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanarak Kurtuluş Savaşının silahlı mücadelesi sona ermiştir. İngiliz hükümeti halkın baskısıyla istifa etmiş. Mudanya Ateşkesinden sonra toplanan Lozan Barış Konferansında en sert tartışmalar İngiliz ve TBMM temsilcileri arasında yaşanmıştır. Fransa İle İlişkiler Fransa 1. Dünya savaşında Adana, Urfa, Antep ve Maraş’ı işgal etmişti. Buradaki Ermenileri kışkırtarak işgalleri kolaylaştırmak istemiş fakat kurulan Kuvayı Milli birlikleri işgalleri zorlaştırmıştır. Ve bu birlikler Fransızların bu bölgeden çekilmesini sağladılar. Fransızlar TBMM’nin Sakarya Savaşını kazanması üzerine TBMM ile 1921 de Ankara Antlaşmasını imzaladı. Bu antlaşmadan Lozan’ kadar Fransızlarla silahlı mücadele olmamış Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmasında Fransa’nın arabuluculuğu etkili olmuştur. İtalya İle İlişkiler 1. Dünya savaşında itilafçıların yanında savaşa girdi. Gizli antlaşmalarla Anadolu ve Doğu Akdeniz’de çıkarlar elde etti. Fakat savaştan sonra yapılan Paris Barış Konferansında daha önce kendisine verilen İzmir’in Yunanistan’a verilmesi sonucu İtilafçılarla arası açılmış ve işgallerde Türk halkına daha iyi davranmıştır. Antalya, Kuşadası ve Konya’ya asker çıkarmış fakat büyük bir silahlı çatışma olmamıştır. İtalya’da iç karışıkların artması ve TBMM’nin 2. İnönü Savaşını kazanması sonucu askerlerini çekmeye başlamış Sakarya Zaferinden sonra askerlerinin tamamını çekmiştir. Yunanistan İle İlişkiler 1. Dünya savaşında gizli antlaşmalarda yer almamasına rağmen İngiltere’nin politikalarını uygulayabilmesi için Anadolu’da işgallere katılmıştır. Yunanistan’ın işgallere katılmasına ilk defa 1919 da Paris Barış Konferansında karar verilmiş bu durum İtalya ile itilafçıların aralarının açılmasına neden olmuştur. En büyük desteği İngiltere vermiştir. Bu destekle Batı Anadolu ve Doğu Trakya’yı topraklarına katmaya çalışmıştır. Türk nüfusunu azaltmak için katliamlar yapmıştır. Bu yüzden Yunan işgaline halkın tepkisi büyük olmuş ve ilk Kuvayı Milliye birlikleri Yunanlılara karşı kurulmuştur. Yunan işgalinin haksızlığı ve yapılan katliamları duyuran ilk uluslar arası belge Amiral Bristol Raporudur. Bu belge Mili Mücadelenin dış dünyada haklılığını gösteren ilk belgedir. TBMM’nin Yunanlılara karşı kazandığı zaferler TBMM’nin dış politikada saygınlığını artırmış ve tanınmasını sağlamıştır. Yunanlıların Anadolu’dan atılması Milli Mücadelenin sonuçlanmasını sağlamıştır. LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI SONRASI DIŞ POLİTİKA Lozan Antlaşmasıyla Yeni Türk devletinin bağımsız bir devlet olduğu kabul edilmişti. Lozan’dan sonraki dış politikanın temel ilkeleri şunlardır. 1- Lozan’dan sonra kalan sorunları çözümlemek2- Bağımsızlığa saygılı devletlerle her alanda ilişki kurmak3- Milli sınırlarımızın güvenliğinin artırılmasını sağlamak4- uluslar arası sorunları çözerken hukuka dayalı ve barışçı bir siyaset izlemek5- Diğer devletlerin iç işlerine karışmamak6- İç işlerimize karışılmasını engellemek7- Uluslar arası barışı sağlamaya çalışan kuruluşları desteklemek ve katılmak8- Türkiye Cumhuriyetinin uluslar arası saygınlığını artırmak9- “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” İlkesini uygulamak 1- 1923–1930 Yılları Arasındaki dönem Bu dönemde TBMM genelde Lozan’dan kalan sorunları çözmeye çalışmış, ulusal egemenlik ve iç ilerimize karışılmasına ortam hazırlayan konularla uğraşmıştır. Nüfus Mübadelesi Sorunu Lozan’da Türkiye’deki ve Yunanistan’daki Türk ve Rum nüfusunun değiştirilmesi kararlaştırılmasıdır. Yunanistan İstanbul’da daha fazla Rum bırakmak için sorun çıkarıyordu. Türkiye durumu Milletler Cemiyetine şikâyet etti. Çözüm bulamayınca gerginlik arttı. Sonunda 10 Haziran 1930 da anlaşılarak Batı Trakya ve İstanbul’daki Rum ve Türklerin bölgenin yerlisi olması kararlaştırıldı ve nüfus değiştirmeden vazgeçildi. Bu sorunun barışçı yollarla çözülmesi ilişkileri olumlu etkiledi. Yunan Başbakan Venizelos Türkiye’yi ziyaret etti. Dostluk güçlendi. Fakat1954 de Kıbrıs Sorunu ilişkileri tekrar germiştir. Yabancı Okullar Sorunu 19 yy da Osmanlı Avrupa tarzı yeniliklerin yanında yabancı öğrenci ve yabancı okula izin verilmişti. Kısa sürede ABD, İngiliz, Fransa, Avusturya ve İtalya okullar açmış. Zamanla bu okullar denetimden uzaklaşarak misyonerlik yapan okulları haline gelmiştir. Lozan’da TBMM bu okulların eğitim ve müfredatında tek yetkili kendisinin olduğunu kabul ettirmiştir. 1925 de TBMM bu okullarda Türkçe, Tarih ve Coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından verilmesini, dini tören ve dini sembollerin kaldırılması ve kitaplarda Türkiye aleyhine ifadelerin olmamasını istemiş, uymayan okulların kapatılacağı belirtilmiştir. TBMM’nin bu kararına en büyük tepki Fransa ve Papalıktan gelmiş, ancak TBMM bunun iç sorunu olduğunu söyleyerek kararı uygulamıştır. Karara uymayan okullar kapatılmıştır. Bu durum Türkiye’nin iç ve dışta güçlü olduğunu gösterir. Irak-Musul Sorunu Atatürk zamanında Türkiye’yi en çok uğraştıran sorun Musul sorunudur. 30 Ekim 1918 de imzalana Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra 3 Kasım 1918 de İngiltere Musul’u işgal etti. Türkiye Mondros’tan sonra işgal edildiği için Musul’un Türkiye’ye verilmesini istedi. Bölgenin yeraltı zenginliği ve stratejik önemi nedeniyle İngiltere kabul etmedi. Bu yüzden ilişkiler gerginleşti. Şubat 1925 de çıkan şeyh Sait isyanını İngilizler desteklemiş ve bu isyanı Avrupa kamuoyunu Türklere karşı kışkırtmak için kullanmıştır. İngiltere Musul Sorununu Milletler Cemiyetine bağlı Lahey Adalet Divanına götürmüş, İngiltere haklı bulunmuştur. Bu durumda fazla bir şey yapılamayacağı anlaşılınca İngiltere ile Türkiye arasında 5 Haziran 1926 da Ankara Antlaşması imzalandı ve sorun çözüldü. Musul İngiliz yönetimindeki Irak’a bırakıldı. Musul’daki petrolün %10’u 25 yıl Türkiye’ye verilmesi kararlaştırıldı. Bu antlaşmaya Musul karşılığında Türkiye isterse nakit 500 bin İngiliz lirası alabileceği maddesi eklendi. Türkiye nakit parayı kabul etti ve Misak-ı Milli sınırlarındaki Musul’dan vazgeçti. Bu sorunda uzlaşmacı olan Türkiye’nin Milletler Cemiyetine girişini kolaylaştırmıştır. 2- 1930–1939 Yılları Arasındaki Dönem Milletler Cemiyetine Giriş 18 Temmuz 1932 Türkiye’nin dış politikasında Yurtta sulh cihanda sulh olduğundan birçok ülkeyle saldırmazlık ve dostluk antlaşması imzalamıştır. 1923–1930 yılları arasında 24 ülkeyle dostluk antlaşması imzalaması saygınlığını artırmıştır. Türkiye’nin uzlaşmacı tavrı ile Milletler Cemiyetine üye olan ülkelerin sempatini kazanmıştır. İspanya Temmuz 1932 de Türkiye’nin üye olmasını istemiş Yunanistan destekleyince teklif kabul edilmiştir. Milletler Cemiyeti Türkiye’yi davet etmiş ve 18 Temmuz 1932 de üye olmuştur. Türkiye 1934 de Konsey üyeliğine seçilmiş 2. Dünya Savaşına kadar bu görevde kalmıştır. Balkan Antantı 9 Şubat 1934 Türkiye Balkanlardaki problemleri yakından takip etmekteydi. 1. Dünya Savaşından sonra ekonomik ve sosyal yapılardaki dalgalanmalar ve Almanya ve İtalya’da ortaya çıkan aşırı milliyetçi yayılmacı yönetimler Balkanlar ve Ortadoğu’yu tehdit ediyordu. Bu durumun etkisiyle Türkiye önderliğinde Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya bu antantı imzaladı. Bu dört ülke birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı duyacaklarını, iç işlerine karışmayacaklarını ve ekonomik işbirliği yapacakları konusunda anlaştılar. Arnavutluk İtalya’nın baskısıyla, Bulgaristan ise katılan ülkelerle sınır anlaşmazlıları sonucu bu antanta katılmamıştır. Türkiye bu antantla batı sınırını güvenlik altına almış fakat 2. Dünya Savaşı çıkınca bu antant bozulmuştur. Montrö Boğazlar Sözleşmesi 22 Temmuz 1936 Lozan’ın Boğazlar ile ilgili maddesinde “Boğazlar Komisyonunun devam etmesi, Boğazın iki yakasının ve Marmara adalarının silahtan arındırılması ve Boğazdan20 km içerisinin askerden arındırılması kararlaştırıldı”. Bu durum hem Türkiye’nin egemenliğine gölge düşürüyor hem de Marmara ve çevresinin güvenliği tehlikedeydi. 1930’larda Almanya ve İtalya’nın saldırgan tutumu Boğazların güvenliğini tehdit ediyordu. Milletler Cemiyetinin Almanya, İtalya ve Japonya’nın işgallerini engelleyememesi sonucu Türkiye boğazlar sorununu tekrar gündeme getirdi. Türkiye 10 Nisan 1936 da Lozan Antlaşmasını imzalayan ülkelere bir nota göndererek boğazların statüsünün Türkiye’nin egemenlik ve savunma haklarına göre düzenlenmesini istedi. Bunun üzerine İsviçre’nin Montrö şehrinde bir konferans toplandı. Toplantıya Türkiye, İngiltere, Fransa, Rusya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Yugoslavya katılmıştır. İmzalanan Antlaşmada şu maddeler vardır. 1- Boğazlar Komisyonu kaldırılarak bütün yetkiler Türk Devletine devredilecek2- Boğazlar ve çevresinde Türkiye isterse asker bulundurabilecek, silahlandırabilecek3- Ticaret gemilerinin boğazdan geçişi serbest olacak4- Savaş gemilerinin boğazdan geçişi ağırlık ve zamanı Türkiye tarafından belirlenecek5- Savaş tehlikesi karşısında Türkiye boğazları kapatabilecek Önemi 1- Bu antlaşma Türkiye’nin dış politikada önemli bir başarısıdır. 2- Türkiye’nin tarafsız politikaları boğazlar konusunda kendisine güvenilmesi sonucu bu antlaşmanın imzalanmasını kolaylaştırmıştır. 3- Lozan’da Türkiye’nin egemenliğini sınırlayan hükümler kaldırılmış Türkiye boğazlara tam egemen olmuştur. 4- Türkiye’nin uluslar arası alanda önemi artmıştır. Sadabat Paktı 8 Temmuz 1937 Almanya ve İtalya’nın yayılmacı politikaları Ortadoğu ve Balkanları tehdit ediyordu. Bu amaçla Türkiye Balkan Antantına benzer bir yapıyı Ortadoğu’da yapmak istiyordu. İtalya’nın Habeşistan’ı işgal etmesi üzerine Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalandı. Bu ülkeler ülkelerin sınırlarına saygılı olmayı, Milletler Cemiyetinin alacağı kararlara uyacağı ve dostluk ve işbirliğini geliştirme kararı aldılar. Bu paktta 2. Dünya Savaşı çıkınca dağılmıştır. Hatay’ın Türkiye’ye Katılması 23 Temmuz 1939 Kurtuluş Savaşında Fransızlarla İmzalanan Ankara Antlaşmasıyla Hatay Fransız yönetimindeki Suriye’ye bırakıldı. Fakat Fransa halkın çoğunluğunun Türk olması sonucu Hatay’a özerklik vererek Hatay’da ayrı bir meclis kurulmasını kabul etti. Hatay Misak-ı Milliden verilen bir tavizdi. 1936 da Fransa 2. Dünya Savaşı öncesi Suriye’ye bağımsızlık vermiş, Hatay’da Suriye sınırları içinde kalmıştır. Atatürk’ün çalışmaları sonucu Milletler Cemiyeti ve Fransa’nın da onayı alınarak 2 Eylül 1938 de Bağımsız Hatay Cumhuriyeti kurulmuştur. 1939da Hatay Cumhuriyeti’nin aldığı bir kararla Hatay Türkiye’ye bağlanmak istemiş, Türkiye kararı olumlu karşılamıştır. Böylece 1921 Ankara Antlaşmasıyla verilen taviz 1939 da giderilmiştir. Hatay’ın Türkiye’ye katılması dış politikanın iyi izlenmesi sonucunda olmuştur. |
|
| Son Güncelleme ( Pazar, 13 Ocak 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
|
|