






Tarih Notları
Cepheler | Cepheler |
|
|
|
| Yazar Baba Tarihci | |
| Cumartesi, 12 Ocak 2008 | |
|
KURTULUŞ SAVAŞINDA CEPHELER
Kuvayı Milliye hem İtilaf devletlerinin işgallerini yavaşlatmış hem de TBMM’nin kurulması ve Anadolu’da otoritenin sağlanmasında etkili olmuştur. Ayrıca düzenli ordunun kurulmasına da zemin hazırlamıştır. TBMM’ye bağlı kuvvetler Kurtuluş Savaşında üç cephede savaşmıştır.
1- DOĞU CEPHESİ
Doğu Anadolu’da Rus ve Ermenilerle savaşılmış bu cephedeki olaylar büyük devletlerin Ermeni Sorunu varmış gibi göstermelerinden kaynaklanmıştır.
ERMENİ SORUNU
Osmanlıda himayesinde uzun süre yaşayan Ermenilere Sadık millet denirdi. Fakat 19 yy da milliyetçilik akımı Ermenileri etkilemiş ve Rusya’nın kışkırtmasıyla Osmanlıyı içte ve dışta zor durumda bırakacak faaliyetlerde bulunmuşlardır. Osmanlıda Ermeni Sorunu ilk defa 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası imzalanan Berlin Antlaşması ile uluslar arası bir sorun olmuş. Osmanlı ıslahatlar yapmayı kabul ederek uluslar arası baskıya boyun eğmiştir. 19 yy sonlarında İngiltere ve Rusya’nın Ermenilere destekleri artmış. Rusya Ermeni Devleti sayesinde Akdeniz’e ulaşmayı amaçlıyordu. İngiltere ise Ermeni Devletini etkisi altına alarak Rusya’nın Akdeniz’e inmesini engellemek istiyordu. Rusya Taşnak ve Hınçak Cemiyetlerinin kurulmasına destek verdi. Bu cemiyetlerin amaçları şunlardır. 1- Doğu Anadolu’daki Ermenilerin bağımsızlığını sağlamak2- Ermenileri dünya çapında teşkilatlandırarak uluslar arası destek sağlamak3- Maddi yardım sağlayarak silahlı Ermeni çeteleri kurmak 1885’ten itibaren Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Ermeniler isyan etti. Osmanlı kuvvet kullansa da İngiltere ve Rusya’nın engellemesiyle başarılı olamadı. 1. Dünya Savaşı başlayınca İngiltere Ermenileri kışkırtarak Osmanlıyı zor durumda bırakmış Ermeniler Van’ın Ruslar tarafından işgal edilmesini sağlamışlardır. Bunun üzerine Osmanlı 14 Mayıs 1915 de Tehcir Kanunu’nu uygulayarak silahla direniş gösterenlerin Suriye ve Irak’a göç ettirildiler. 3 Mart 1918 de Rusya ile imzalanan Brest Litowsk antlaşması ile Ruslar geri çekilirken Ermeniler Anadolu’da kalarak faaliyetlerine devam ettirmişlerdir. 30 Ekim 1918 de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşmasında Ermeni Vilayetleri ifadesi kullanılmış ve Anadolu’da Ermenistan kurulmasına zemin hazırlanmıştır.18 Ocak 1919 Paris Barış Konferansında Ermeni Devleti kurulmalıdır kararı alınmıştır.19 Kolordu komutanı Kazım Karabekir Ermenilerle Doğu Anadolu’da mücadele etmiş. TBMM’den her türlü desteği almıştır.10 Ağustos 1920 de imzalanan Sevr Antlaşmasında Ermenistan’ın kurulması açıkça belirtilmiştir. Kazım Karabekir 30 Ekim 1920 de Kars zaferini kazanarak Ermeni ordusunu dağıtmış Ermenileri takip eden Türk ordusu Gümrü’yü alarak Ermenilerle Gümrü Antlaşmasının imzalanmasını sağlamıştır.
GÜMRÜ ANTLAŞMASI 3 Aralık 1920
Maddeleri
1- Doğu Sınırı Çıldır Gölü ile Aras Nehri arasında uzanacak
2- Sarıkamış, Kars, Kağızman ve Iğdır Türk devletine verilecek
3- Ermeniler Sevr Antlaşmasını tanımayacak ve Misak-ı Milli’yi kabul edecek
4- Ermenilerden Türklere karşı silah kullanmamış olanlar 6 ay içinde geri dönebilecek5- Ermenistan Türkiye’ye düşmanca tavır almayacak
Önemi
1- TBMM’nin bağımsız bir devletle imzaladığı ilk antlaşmadır.
2- TBMM’nin kazandığı askeri zafer siyasi zaferle tamamlanmıştır.
3- Misak-ı Milli sınırlarının bir kısmı gerçekleşmiştir.
4- Ermenistan TBMM’yi tanıyan ilk devlet olmuştur.
5- Kurtuluş Savaşının Doğu Cephesi kapanmıştır.
6- Buradaki birlikler Batı Cephesine kaydırılmıştır.
7- Ermeni sorunu sona ermiştir.
8- Rusya ile TBMM arasındaki görüşmelerin başlamasına neden olmuştur.
9- Gürcistan ile 21 Mart 1921 de Batum Antlaşması yapılarak Artvin ve Batum’un Türkiye’ye ait olduğunu kabul ettirilmesine ortam hazırlamıştır.
10- Yeni Türk Devleti kendi adını ilk defa bu antlaşmada Türkiye olarak belirtmiştir.
NOT: Gümrü Antlaşmasından sonra Ermenistan ve Gürcistan Rusya tarafından işgal edildi. Rusya bu antlaşmanın bazı maddelerinin değiştirilmesini istemiş ve 16 Mart1921 de Moskova Antlaşması imzalanmıştır. 13 Ekim 1921 de TBMM ile Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan arasındaki Kars Antlaşmasıyla bu sınırlar kesinleşmiştir.
GÜNEY CEPHESİ
Mondros Antlaşmasından sonra İngilizler Urfa, Antep, Maraş ve Adana’yı Fransızlara bıraktı. Fransızlar işgali kolaylaştırmak için Ermenileri kışkırtarak ayaklandırdı. Buradaki Kuvay-ı Milliye birlikleri yardım almadan Fransızları yenmiştir. Yenilgiyi kabul eden Fransa TBMM’nin Sakarya Zaferini kazanması üzerine Ankara Antlaşmasını imzalayarak bölgeden çekilmiştir.
BATI CEPHESİ
Yunanlıların İzmir’i işgali ile halk silahlanmış ve Kuvay-ı Milliye birlikleri kurmuşltu. Yunan işgalinin yayılması bu birlikleri başarısız kılmıştı. TBMM Doğu ve Güneydoğudaki isyan ve işgallerle uğraştığından batı cephesine yardım edemedi. Reddi İlhak Cemiyetinin çalışmaları sonucu Balıkesir ve Alaşehir’de Kongreler toplandı ve direnişin tek merkezden yapılmasına ve asker toplanmasına karar verildi. Sivas Kongresinde Temsil Heyeti Ali Fuat Paşayı Batı Cephesi komutanı olarak atadı. Ali Fuat Paşa askerlerin disiplinsiz olmasından dolayı başarısız olmuştur. Ali Fuat Paşa Çerkes Ethemin de yardımıyla Yunanlılara saldırmak için TBMM’den izin istemiş fakat izin verilmemiştir. Buna rağmen saldırmış ve yenilerek geri çekilmiştir. Çerkes Ethem’in düzensiz hareket etmesi yenilgide etkili olmuştur. Bunun üzerine TBMM Ali Fuat Paşayı görevden alarak Moskova Büyükelçiliğine tayin etti. TBMM Batı Cephesini ikiye ayırarak bir tarafa Albay İsmet İnönü diğer tarafa Refet Beyi komutan yaptı. 10 Kasım 1920 de İsmet İnönü Bilecik’e gelerek birlikleri düzenli ordu şekline sokmuştur.
ÇERKES ETHEM MESELESİ
Kuvayı Milliyelerin çoğunu Osmanlı subayları yönetiyordu Bu birliklerin en önemlisi Kuvayı Seyyare denilen Çerkes Ethem’in birlikleriydi. İyi eğitimli ve daha kalabalıktı. TBMM’ye karşı çıkan isyanlarda bastırmada başarılı olmuştu. Bu başarıların etkisiyle sözünün dinlenmesini istedi. Bu davranışı Gediz Muharebesinde yenilgiye sebep oldu. Albay İsmet Paşa Batı Cephesi komutanı olunca bütün birlikleri yeni orduya katılmasını istemiş fakat Çerkes Ethem karşı gelmiştir. İsmet Paşa da Çerkes Ethem ile savaşmaya başlamıştır. Yunanlılar bunu fırsat bilerek taarruza geçmiş ve 1. İnönü Savaşına neden olmuştur. İsmet paşa 1. İnönü savaşını kazanarak Çerkes Ethem’in üzerine gitti ve birliklerini ortadan kaldırdı. NOT: Çerkes Ethem Olayı TBMM’nin otoritesini zayıflatmış ve Yunan işgalini kolaylaştırmıştır. İsyan bastırılınca TBMM’ye güven artmıştır.
1. İNÖNÜ MUHAREBESİ 6–10 Ocak 1921
Nedenleri
1- Yunanlıların Çerkes Ethem isyanından yararlanmak istemesi
2- Sevr Antlaşmasının TBMM’ye kabul ettirilmek istenmesi
3- Yeni ordunun güçlenmesinin önlenmek istemesi
4- Eskişehir’i alarak Demeiyollarının en önemli merkezini denetim altına almak istemesi
5- Ankara’yı işgal ederek TBMM’yi ortadan kaldırmak ve Kurtuluş savaşına son vermek istenmesi
6- Yunanistan’ın İtilaf devletleri yanında önemini artırmak istemesi
NOT: ismet paşa Çekes Ethem ile uğraşırken yunanlıların ilerlediğini öğrenince isyanı bırakıp Yunanlıları İnönü’de karşıladı ve yendi.
SONUÇLARI
1- TBMM’nin kurduğu yeni ordu ilk zaferini kazandı.
2- Düzenli birliklerin gerekliliği ispatlandı.
3- TBMM’ye olan güven arttı.
4- Düzenli birlikler katılım arttı.
5- 1921 Anayasasının kabul edilmesine zemin hazırladı.
6- İstiklal Marşı ilan edildi. ( 12 Mart 1921 )
7- Albay İsmet Paşa Generalliğe yükseltildi.
8- itilaf Devletleri bu durumu değerlendirmek için Londra Konferansını topladı. TBMM bu toplantıya katılarak uluslar arası alanda resmi olarak tanınmayı başardı.
9- Afganistan ile dostluk antlaşması imzalandı.
10- Rusya ile Moskova Antlaşması imzalandı.
LONDRA KONFERANSI ( 21 Şubat–12 Mart 1921 )
TBMM’nin İngiliz destekli Yunanlıları yenmesi üzerine itilaf devletleri bu konferansı topladı. Amaçları şunlardır.
1- İstanbul hükümeti ile TBMM arasında anlaşmazlık çıkarmak ve bundan yararlanmak
2- Sevr Antlaşmasını hafifleterek TBMM’ ye onaylatmak
3- Dağılan Yunanlıların toplanması için zaman kazanmak
NOT: Bu konferansa İstanbul hükümeti resmi olarak davet edilmişti. Mustafa Kemal Paşanın da gelmesini istediler fakat TBMM’yi resmen davet etmediler. TBMM’yi Osmanlının bir iç sorunu olarak görüyorlardı. Yapılan çalışmalar sonucu İtalya’nın resmi daveti üzerine TBMM ayrı olarak toplantıya katılmıştır. Böylece konferansta İngiltere, Fransa, Yunanistan, İtalya, İstanbul hükümeti ve TBMM heyeti katılmış oldu. Mustafa Kemal Paşa konferanstan bir şey çıkmayacağını biliyordu fakat bir heyet gönderdi.
Göndermesindeki Amaçlar
1-İşgallerin haksızlığını dünya kamuoyuna duyurmak
2- TBMM’nin barış yanlısı olduğunu göstererek İtilafçıların TBMM aleyhindeki propagandalarını önlemek
3- Misk-ı Milli’yi gerçekleştirme deki kararlılığı göstermek
4- TBMM’nin resmen tanınmasını sağlamak
5- Türk halkının gerçek temsilcisinin TBMM olduğunu göstermek
NOT: Bu konferansta İstanbul hükümeti sözcüsü Tevfik Paşa sözü TBMM sözcüsü Bekir Sami Beye bırakmış. Bekir Sami Bey de Sevr’in Uygulanamayacağını ve Misak-ı Milli kararlarının ne anlama geldiğini anlatan bir konuşma yaptı. İtilaf Devletleri küçük değişikliklerle Sevr’i TBMM’ye imzalatmaya çalışmış fakat başaramamıştır. Konferanstan sonuç alınamamıştır. Bekir Sami Bey İngiltere, Fransa ve İtalya ile bazı antlaşmalar imzaladıysa da TBMM onaylamamıştır.
Londra Konferansının sonuçları
1- TBMM İtilaf devletleri tarafından resmen tanınmıştır.
2- itilaf Devletleri Sevr Antlaşmasında büyük değişiklikler yapılması gerektiğini anlamaya başladı.
3- itilaf devletleri arasındaki fikir ayrılıkları iyice derinleşti.
4- TBMM’nin Anadolu halkının gerçek temsilcisi olduğu ve barış antlaşması imzalamak istediği görüldü.
5- itilaf Devletleri bu konferansla Yunanlılara zaman kazandırmış görüşmelerden sonuç alamayınca Yunanlıları tekrar saldırıya geçirmiş ve 2. İnönü Muharebesine neden olmuştur.
6- İtilaf devletleri Misak-ı Milliye dayalı bir barış antlaşması yapmak için kesin zafer kazanılana kadar savaşılması gerektiği anlaşıldı.
TÜRK-AFGAN DOSTLUK ANTLAŞMASI 16 MART 1921
Moskova’da Rusya ile görüşmeler yapıldığı sırada Afgan Heyeti ile TBMM heyeti arasında dostluk antlaşması imzalanmıştır. Ankara Antlaşması da denilen bu antlaşma ile ilk defa Müslüman bir ülke TBMM’yi resmen tanımıştır. Bu durum TBMM’nin Asya’daki Müslümanlar arasında saygınlığını artırmıştır.
MOSKOVA ANTLAŞMASI 16 MART 1921
Rusya 5 Aralık 1920 de Ermenistan’ı işgal etti. Rusya TBMM ile antlaşmaya yanaşmıyordu. Bu antlaşmaya ortam hazırlayan sebepler
1- Güney’de Fransızlara karşı başarılı olunması
2- 1. İnönü savaşının kazanılması
3- Mustafa Kemal Paşanın diplomatik çalışmaları
4- TBMM’nin Kafkaslarda etkinliğinin artması
5- TBMM’nin Londra Konferansına davet edilip itilaf devletlerince tanınması
TBMM bu antlaşmayı şunları amaçlamıştır.
1- Kafkas sınırını kesinleştirmeyi
2- TBMM’nin tanınmasını sağlamayı
3- Misak-ı Milliyi tanıtmayı
4- Rusya’nın yardımını almayı amaçlamıştır.
Rusya ise bu antlaşmayla şunları amaçlamıştır.
1- Yeni rejimi tanıtmayı
2- Kafkaslardaki etkinliğini artırmayı
3- TBMM’yi kendi yanına çekmeyi
4- Kafkas sınırını güvenlik altına almayı amaçlamıştır.
5- Bakü petrolleri üzerindeki etkinliğini artırmayı amaçlamıştır.
Antlaşmanın maddeleri
1- İki taraftan birinin kabul etmediği antlaşma yapılmayacak
2- Osmanlı ile Çarlık Rusya arasındaki antlaşmalar geçersiz sayılacak
3- Rusya Misk-ı Milliyi tanıyacak
4- Osmanlının Rusya’ya vermiş olduğu kapitülasyonlar kaldırılacak
5- Batum Gürcistan’a kalacak. TBMM’nin Ermenistan ve Gürcistan ile yaptığı antlaşmaları Rusya tanıyacak
6- İki devlet iktisadi ve siyasi antlaşmalar yapacak
7- Boğazların ticaret gemilerine açık kalmaları amacıyla Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler ile bir konferans toplanacak
Antlaşmanın Önemi
1- Rusya ile TBMM karşılıklı birbirlerini tanıdılar
2- Rusya Sevr antlaşmasını tanımadığını ilan etti.
3- TBMM Doğu sınırını güvenlik altına aldı.
4- Kapitülasyonların kaldırılmasını ilk kabul eden Rusya oldu.
5- Batum kaybedilmiş ve Misak-ı Milli’de ilk taviz verilmiştir.
6- Kurtuluş savaşında Rusya TBMM’ye yardım etti.
7- Rusya Boğazlar konusunda İngiltere, Fransa ve İtalya’nın karar vermesini kabul etmeyeceğini bildirdi.
NOT: 1. İnönü Savaşından sonra toplanan Londra Konferansı, Afgan Dostluk Antlaşması ve Moskova Antlaşması TBMM’nin dünya siyasetinde saygınlığını artırmıştır. Bu durum kendini iç politikalarda da kendini göstermiştir.
YENİ TÜRK DEVLETİNİN İLK ANAYASASI 20 Ocak 1921
23 Nisan 1920 de meclis açılmış ve 24 Nisan da iç tüzük belirlenmiştir. Meclisin daha sistemli çalışması için bir Anayasaya ihtiyaç vardı. Doğuda Ermeniler, Güneyde Fransızlar ve Batıda Yunanlılara karşı zafer kazanan TBMM’nin kendine olan güveni artmış ve Yeni Türk devletinin anayasasının kabul edilmesine ortam hazırlamıştır. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu denilen 1921 Anayasası 20 Ocak’ta meclis tarafından kabul edilmiştir.
Maddeleri 1- Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Yönetim şekli halkın kendi kendini yönetmesi esasına dayanır.
Önemi
1- Ulusal Egemenliğe dayalı bir yönetim uygulandığı belirtilmiş
2- Saltanat makamının yetkileri göz ardı edilmiş. Ortam müsait olmadığı için saltanat kaldırılmamıştır.
2-Yasama ve Yürütme yetkileri Millet Meclisine aittir.
Önemi
1- Güçler birliği ilkesi kabul edilmiştir.
2- TBMM İstiklal Mahkemeleri kurarak yasama ve yargı yetkisinin elinde olduğunu göstermiştir.
3- Güçler birliği ilkesi olağanüstü hallerde çabuk karar almak ve sonuca ulaşmak amacıyla kabul edilmiştir.
3- Türkiye Devleti TBMM tarafından yönetilir. Hükümet TBMM hükümeti adını alır.
Önemi
1- Meclis Hükümeti Sistemi anayasal bir hale gelmiştir.
4- TBMM illerden seçilen üyelerden oluşur. Seçimler iki yılda bir yapılır. Yenisi toplanıncaya kadar eski meclis göreve devam eder. Seçim yapılmazsa toplantı bir yıl uzatılır.
Önemi
1- Meclisin iki yılda seçildiği belirtilmiş 1 Nisan 1923 de ilk meclis seçimlere gitmek üzere Faaliyetlerine son vermiştir.
5- Dini işler, yasa yapıp kaldırma, savaş ve barış yapma gibi bütün temel yetkiler TBMM’ye aittir.
Önemi
1- TBMM sadece iç politika değil dış politikayı da belirleyen tek kurum olduğu belirtildi.
2- Dini konulara TBMM karar verecek bu nedenle 1921 Anayasası laik bir anayasa değildir.
6- TBMM ülkeyi kendi içinden seçtiği bakanlar tarafından yönetir. Meclis bakanlara gerektiğinde Yönerge verir ve değiştirebilir.
7- Meclis Başkanı Meclis Genel Kurulundan seçilir. Bakanlar Kurulu Başkanı bakanlar tarafından seçilir. Meclis Başkanı Bakanlar Kurulunun da başkanıdır.
Önemi
1- Meclis Başkanı, Bakanlar Kurulu ve Meclis Genel kurulunun yetkileri belirtilmiştir.2- meclis Başkanının üstün yetkiler taşıdığı belirtilmiştir.
8- Kanun-i Esasinin bu maddelerle çelişmeyen hükümleri geçerli olacaktır.
Önemi
1- 1921 anayasası acil hazırlandığından her konuya yasal bir düzenleme getirememiştir. Bu açığını Kanun-i Esasi denilen Osmanlı Anayasası ile kapatmıştır.
2- 1921 Anayasasının yerine 1924 Anayasası getirilmiş bu anayasaya kadar en önemli değişiklik 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin İlan edilmesidir.
İSTİKLAL MARŞININ KABUL EDİLMESİ
İşgal altında iken milli değerlerin yeniden dirilmesi için Milli Eğitim Bakanlığının düzenlediği yarışma sonucu Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı İstiklal Marşı 12 Mart 1921 de TBMM tarafından onaylandı. Bestesi 1930 da Cumhurbaşkanı Senfoni Orkestrası Şefi Zeki Üngör tarafından yapılmıştır.
2. İNÖNÜ SAVAŞI 23 Mart–1 Nisan 1921
1. İnönü Savaşından sonra toplanan Londra Konferansında İtilaf devletleri Sevr’i TBMM’ye imzalatmayı başaramayınca Bu konferansla zaman kazanan Yunanlıların TBMM’yi yenerek Ankara’ya ulaşacaklarını düşünüyorlardı.
Yunan taarruzunun amaçları
1- İtilaf Devletlerinin istediği antlaşmayı TBMM’ye imzalatmak
2- Ankara’yı işgal edip TBMM’yi dağıtarak direnişe son vermek
NOT: Yunanlılar İnönü mevzilerinde ikinci defa durduruldu. Fakat Türk ordusu Aslıhanlar ve Dumlupınar taarruza geçmiş fakat başarılı olamamıştır.
Sonuçları
1- TBMM Batı Cephesinde ikinci kez zafer kazanmış ve güven artmıştır.
2- Yunanlılar Türk ordusunun sadece savunma yapabileceğini ve saldırı gücü olmadığını anlamış ve daha güçlü bir ordu için hazırlıklara başlamıştır.
3- 2. İnönü Savaşı Eskişehir-Kütahya Muharebelerine neden olmuştur.
4- Yunanlıların yenilmesi itilaf devletleri arasında görüş ayrılıkları arttı.
5- İtalya ve Fransa işgal ettikleri yerleri boşatmaya başladılar.
6- Batı Cephesinin Güneyindeki birlikler de İsmet İnönü’nün emrine verildi.
7- 1. ve 2. İnönü düşmanı oyalayarak zaman kazanılmasını sağlamıştır.
NOT: 2. İnönü zaferiyle Mustafa Kemal Paşa İnönü’ye telgrafla “Siz düşmanı değil milletin makûs talihini de yendiniz” demiştir.
ESKİŞEHİR-KÜTAHYA SAVAŞI
1. ve 2. İnönü Savaşının kazanılması rağmen Yunan ordusu yok edilememişti. Ankara’yı alacaklarına inanıyorlardı. Yanan Kralı gazetelere Ankara’da basın toplantısı için söz bile vermişti. Ankara’yı alacaklarına kesin gözüyle bakıyorlardı.
Yunalıların saldırmasındaki amaçlar şunlardır.
1- İnönü yenilgileriyle kaybettiği saygınlığı tekrar kazanmak
2- İtilaf devletlerinden aldığı yardımı artırmak
3- Ankara’yı işgal ederek Sevr’i TBMM’ye kabul ettirmek
4- TBMM ordusunu ortadan kaldırmak
NOT: Yunanlılar en büyük gücüyle taarruza geçti. Türk ordusu yeterince savunma yapamadı ve Mustafa Kemal Paşanın emriyle Sakarya Nehrinin doğusuna çekildi.
Çekilme nedenleri şunlardır.
1- Daha uygun bir savunma hattı uygulamak
2- Türk ordusunun tamamen yok edilmesini önlemek
3- Yunanlıları ikmal noktalarından uzaklaştırmak
Savaşın Sonuçları
1- TBMM ilk ve tek yenilgisini aldı.
2- Sakarya Nehrinin batısına gelen Yunanlılar son saldırı için hazırlık yaptılar.
3- Eskişehir, Afyon ve Kütahya işgale uğradı.
4- Ordunun çekilmesi Kurtuluş savaşının kaybedildiği düşüncesine neden oldu.
5- TBMM’nin daha güvenli olan Kayseri’ye taşınması düşünüldü ve tartışıldı.
6- TBMM’de Mustafa Kemal Paşaya karşı muhalefet arttı.
7- İtalya ve Fransa işgal ettikleri yerleri boşaltmayı durdurdu.
8- Mustafa Kemal Paşaya başkomutanlık yetkisinin verilmesine ve Tekâlif-i Milliye Kararlarının alınmasına zemin hazırladı.
BAŞKOMUTANLIK YASASININ ÇIKARILMASI 5 AĞUSTOS 1921
Eskişehir ve Kütahya Savaşının kaybedilmesi sonucu Mustafa Kemal Paşaya muhalefet artmıştır. Sorumlu olarak onu görüyorlardı. Muhalefet onun ordunun başına geçip Meclis Başkanlığından uzaklaşmasını istiyorlardı. Böylece yunanlılar yendiğinde Mustafa Kemal Başkomutan olduğu için gözden düşecekti. Mustafa Kemal Paşa Başkomutanlık ve TBMM’nin tüm yetkileri verilirse görevi kabul edeceğini bildirdi. Ve bu yasa çıkarılarak üç aylığına yetki verildi. Böylece Erzurum Kongresi öncesi 7–8 Temmuz 1919 da istifa ettiği askerliğe geri döndü. Bu yetkileri çabuk karar alma ve uygulamak için istedi. Sakarya Savaşında başarılı olması nedeniyle bu Başkomutanlık yetkisi 20 Temmuz 1922ye kadar üçer aylık arayla uzatılmıştır. Başkomutanlık Kanunu Mustafa Kemal Paşa 29 Ekim 1923’te Cumhurbaşkanı seçilmesine kadar yürürlükte kalmıştır.
TEKÂLİF-İ MİLLİYE EMİRLERİ ( MİLLİ YÜKÜMLÜLÜKLER KANUNU)7–8 Ağustos 1921
Mustafa Kemal Paşa ordunun hemen toparlanması için savaş kaybedilirse kimsenin elinde bir şey kalmayacağı için ordunun ihtiyaçlarının halk tarafından karşılanmasını sağladı.
1- Her ilde Tekâlif-i Milliye Komisyonu kurulacak
2- Her türlü yiyecek, giyecek, makine, araç ve binek hayvanların yüzde 40’ına sonra ödenmek şartıyla el konulacak
3- Halkın elindeki araçlar ordu için aylık 100 km ulaşım yapacak
4- Her aileden bir çarık, çorap ve çamaşır Komisyona verilecek
5- Bütün sahipsiz mallara el konulacak
6- Halkın elindeki silah ve cephaneler üç gün içinde orduya teslim edilecek
7- Demirci, nalbant, terzi, dökümcü ve marangozlar ordunun kontrolünde çalışacak
NOT: İhtiyaç çok olduğundan uymayanlara ağır ceza verileceği belirtildi ve İstiklal Mahkemeleri yeniden kuruldu. Bu emirlerden 15 gün sonra Sakarya Savaşı başladı. Bu emirlerden tam yararlanılmamış fakat savaş kazanılmıştır. 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruz’a kadar bu emirler uygulanmış ve zaferlerde katkısı büyüktür.
SAKARYA SAVAŞI 23 Ağustos13 Eylül 1921
Eskişehir-Kütahya savaşını kazanan Yunanlılar lojistik destek için Sakarya Nehrinin batısında beklemiş İzmir Limanından yardımı aldıktan sonra son bir saldırı ile Ankara’yı almayı planlıyorlardı. 14 Ağustos’ta yeniden ilerleyen Yunanlılar Sakarya’nın doğusunda Türk ordusu ile karşılaştı. Bu savaş kaybedilirse Ankara işgal edilecek ve TBMM zor duruma düşecekti. Bunun üzerine Mustafa Kemal diğer komutanlara “Hattı müdafaa yok sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.” Demiştir. Bu savaş 22 gün 22 gece sürmüştür. Türk ordusu düşmanı durdurmuş ve 11 Eylül’de karşı saldırı başlatarak 13 Eylül’de Yunanlıları bozguna uğrattı. Bu zafer TBMM’nin çeride ve dışarıda itibarını artırmıştır.
Sonuçları
1- Avrupa karşısında 1683 deki 2. Viyana Kuşatmasından sonraki geri çekilme Sakarya Zaferi ile sona ermiştir.
2- Kurtuluş savaşı son savunma savaşı olmuş bundan sonra Türkler taarruza geçmiştir.
3- Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan ile 13 Ekim 1921 de Kars Antlaşması imzalanarak Kafkas sınırı kesinlik kazandı.
4- itilaf devletleri ararsındaki görüş ayrılıkları arttı ve Fransa ile 20 Ekim 1921 de Ankara Antlaşması imzalandı.
5- 22 Ekim 1921 de İngiltere ile Esir Değişimi Antlaşması imzalandı. Daha önce Malta’ya sürülen Türkler anavatana dönmüşlerdir.
6- 2 Ocak 1922 de Ukrayna ile Dostluk Antlaşması imzalandı.
7- İtalya’nın Anadolu’dan çekilmesi Sakarya savaşından sonra tamamlanmıştır.
8- Mustafa Kemal paşaya TBMM tarafından Gazilik ve Mareşallik unvanı verildi.
9- Yunanlılar itilaf devletlerinden aldığı yardım ve desteği kaybetti
10- İtilaf devletleri TBMM’ye antlaşma teklif etmiş fakat TBMM Misak-ı Milliye uymayan bu teklifi kabul etmemiştir.
11- Sakarya savaşından sonra Yunanlılarla bir yıl büyük bir savaş yapılmamıştır. Türk ordusu bunu değerlendirerek Tekâlif-i Milliye kararlarını tüm yurtta uygulayarak taarruz gücünü artırmıştır.
12- Yunanlılar Sakarya Savaşından sonra saldırı yapmaktan vazgeçmiş ve aldığı yerleri kaybetmemek için savunma önlemleri almaya başlamıştır.
ANKARA ANTLAŞMASI 20 EKİM 1921
Fransa TBMM’nin Sakarya savaşını kazanması üzerine TBMM ile Ankara Antlaşmasını imzalamıştır. Maddeleri
1- İki taraf silahlı çatışmalara son verecek
2- iki taraf ellerindeki esirleri serbest bırakacak
3- Hatay ve İskenderun özerklik verilmesi şartıyla Fransa yönetimindeki Suriye’ye bırakılacak
Antlaşmanın Önemi
1- Güney Cephesi kapanmış buradaki birlikler Batıya kaydırıldı.
2- Fransa TBMM’yi ve Misak-ı Milliyi tanıyan ilk İtilaf devleti oldu.
3- Hatay’ın Fransa yönetimindeki Suriye’ye bırakılması sonucu ikinci kez Misak-ı Milliden taviz verilmiştir.
İTİLAF DEVLETLERİNİN BARIŞ TEKLİFLERİ
Sakarya Zaferi sonucu İtilaf devletleri TBMM’’ye istediği antlaşmayı imzalatamayacağını anlayınca Türk ve Yunan taraflarına barış yapma teklifinde bulundu. Yunanlılar kabul etti fakat TBMM tam bağımsızlık istediğini söyleyerek teklifi reddetti. Buna rağmen bir antlaşma hazırlayarak TBMM’ye sundular. Sevr’den farkı olmadığı anlaşılınca kabul edilmedi. İtilaf devletleri TBMM’nin Misak-ı Milli sınırlarına ulaşmasını engellemeye çalıştığını açıkça göstermiştir. Görüşmelere son verilerek Yunanlılara karşı yapılacak taarruz hazırlığına başlanmıştır.
BÜYÜK TAARRUZ VE BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ 26 Ağustos–18 Eylül 1922
Sakarya savaşını kaybeden Yunanlılar aldıkları yerleri kaybetmemek için savunma hattı oluşturdular. İngiliz subayları Türklerin bu hattı geçemeyeceğini söylüyorlardı. Türk ordusunda Doğu ve Güney birlikleri Batıya aktarıldı. Mayıs 1922 de Başkomutanlık yetkisi tekrar uzatılmış ve 22 Temmuz da süresiz olarak uzatıldı. Mustafa Kemal Paşa kesin zafer için Taarruz şart olduğunu bildiği için hazırlıkları uzattı. Bu durum mecliste muhalefetin artmasına neden oldu. Mustafa Kemal hem ordunun işleri, hem itilaf temsilcileri hem de TBMM’deki muhalefet ile uğraşıyordu. TBMM’de 10 Mayıs 1921 de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk grubu kurarak muhalefetle mücadeleyi kolaylaştırdı. Taarruzu gizlemek için Temmuz da orduda Futbol turnuvası düzenledi ve bütün komutanlarla görüşme imkânı sağladı. Taarruz 26 ağustos 1922 de başladı. TBMM bile taarruz başladıktan sonra haberdar edildi. Yunan ordusu geri çekilerek Afyon’u Türk ordusuna bıraktı. Sonuçta 30 Ağustos 1922 de kesin zafer sağlandı. Yunan ordusu imha ve esir edilmiştir. Mustafa Kemal Paşa bu savaşta orduyu bizzat yönettiği için Başkomutanlık Meydan Muharebesi denir. Bu zaferden sonra Mustafa Kemal Paşa “Ordular İlk hedefiniz Akdeniz’dir” emrini vermiştir. Yunanlılar 9 Eylül de İzmir’den denize dökülmüştür. 18 Eylül de ise Batı Anadolu tamamen Yunanlılardan temizlenmiştir.
Büyük Taarruzun sonuçları
1- Yunan işgali sona ermiştir.
2- Kurtuluş Savaşının askeri safhası tamamlanmıştır.
3- Türk ordusu Marmara ve Trakya’yı kurtarmak için ilerlediğinde İngilizlerle karşılaştı. Böylece Kurtuluş Savaşında ilk kez İngilizlerle savaşma ihtimali ortaya çıktı.
4- Kesin zafer sebebiyle İtilaf devletleri TBMM’ye ateşkes teklif ettiler. Bunun sonunda Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı.
MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI 3–11 EKİM 1922
Batı Anadolu’dan atılan Yunanlılar Trakya’da Türklere katliam yapmaya başladı. Türk ordusu hem Trakya’yı hem de boğazları kurtarmak için harekete geçti. İngiltere boğazları korumak için müttefiklerinden yardım istemiş fakat yardım etmemişlerdir. Bu durum İngiliz Başbakanı Lloyd George’nin Türk Düşmanlığı politikasının iflas ettiğini göstermiştir. İtilaf devletleri Mustafa Kemal Paşaya barış teklifinde bulunmuş Edirne dâhil Trakya’nın TBMM’ye verilmesi şartıyla görüşmeler başlamıştır. İki hafta süren görüşmelerde İngiliz, Fransız, İtalya ile TBMM arasından bu antlaşma yapılmış Yunanistan katılmamış 3 gün sonra onayladığını bildirmiştir. TBMM adına İsmet İnönü katılmıştır. Bu antlaşmanın en önemli konuları Doğu Trakya, İstanbul ve Boğazların durumu olmuştur.
Maddeleri
1- Türk ve Yunan savaşı sona erecek
2- Yunanistan Meriç Irmağına kadar olan Doğu Trakya’yı 15 içinde boşaltacak yerine bir ay itilaf kuvvetleri gelecek sonra Türklere bırakılacak
3- TBMM Trakya’da 8 bin asker bulundurabilecek
4- İstanbul, Boğazlar ve çevresi TBMM’ye bırakılacak. Fakat itilaf devletleri antlaşma imzalanan kadar İstanbul’da kalacak
5- Barış yapılana kadar Türk ordusu İzmit ve Çanakkale arasındaki belirlenen bölgeyi geçmeyecek
Antlaşmanın Önemi
1- Kuruluş Savaşının askeri safhası bitmiş diplomatik safhası başlamıştır.
2- Lozan Barış Görüşmelerinin başlaması için çalışmalar başlamıştır.
3- Savaş yapılmadan Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli yunan işgalinden kurtarılmıştır.
4- İstanbul, Boğazlar ve çevresi işgalden kurtarılmıştır.
5- İstanbul’un TBMM’ye devredileceğinin söylenmesi İtilaf devletlerinin TBMM’yi hukuken tanıdığını gösterir. Bu yüzden Osmanlı devleti hukuken sona ermiştir.
SALTANATIN KALDIRILMASI 1 Kasım 1922
Mudanya Ateşkes Antlaşmasına İstanbul Hükümeti de TBMM ile katılmak istediğini bildirmiş İtilaf devletleri de görüş ayrılığı çıkmasından yararlanmak için desteklemiştir. Mustafa kemal Paşa tepki göstererek 1 Kasım 1922 de alınan kararla saltanat halifelikten ayrılarak saltanat kaldırılmıştır. Halifeliğin devam etmesi ve Osmanlı hanedanından birisinin TBMM tarafından seçilmesi kararlaştırıldı.
Saltanatın Kaldırılmasının Nedenleri
1- Kurtuluş savaşını TBMM kazandığı halde Lozan Konferansına Saltanatı temsilen İstanbul hükümetinin de çağrılması
2- İstanbul hükümeti ve padişahın Kurtuluş savaşında ulusal direnişe karşı olması
3- Ülke yönetiminde ve barış görüşmelerinde iki ayrı hükümetin bulunmasının uygun olmaması
4- Saltanat sisteminin ulusal egemenlik bağdaşmaması
5- TBMM’nin saltanat olmaksızın ulusal egemenliği uyguluyor olması
Saltanatın Kaldırılmasının sonuçları
1- Ülkede iki ayrı yönetimin bulunmasına son verildi.
2- 600 yıllık Osmanlı saltanatı sona erdi.
3- Ulusal egemenlik için önemli bir adım atıldı.
4- TBMM Türkiye’de tek yasal güç haline geldi.
5- Din ve devlet işlerinin tek kişinin elinde olması son verildi. Böylece Laiklik için önemli bir adım atıldı.
6- Son Osmanlı sultanı 6. Mehmet Vahdettin 17 Kasım 1922 de İngiltere’ye sığındı.
7- TBMM İngiltere’nin halifeyi kullanmasını engellemek için Abdülmecit Efendiyi halife seçti.
8- Halifelik gücünü kaybederek sembolik makam haline geldi.
9- Yapılacak inkılâplara zemin hazırlandı.
10- Lozan Barış Görüşmelerinde tek bir heyetin görüşmesi sağlandı. İtilaf devletlerinin ikilik çıkarma planı sona erdi.
11- Saltanatın kaldırılması TBMM’de tartışmaları artırdı ve TBMM’nin seçime gitmesini hızlandırdı.
LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI 24 Temmuz 1923
Mudanya Ateşkes Antlaşmasından sonra barış görüşmelerinin başlamasına karar verildi. TBMM görüşmelerin Türkiye’de yapılmasını istemesine rağmen tarafız bir yer seçilerek İsviçre’nin Lozan Şehri uygun görüldü. Bu Konferans 1. Dünya savaşı ve Kurtuluş Savaşının sonuçlanması açısından TBMM için çok önemliydi. Saltanat kaldırılarak konferansa tek heyet olarak gidilmiştir. Heyet başkanı sorunu çıkmış Mustafa Kemal Paşa başkanı tecrübeli fakat padişah yanlısı kişilerden seçmemiş tecrübesi olmayan fakat Mudanya Antlaşmasında başarılı olan TBMM’ye bağlılığını ispatlayan İsmet Paşayı seçmiştir.
TBMM’nin Lozan’daki Amaçları
1- Misak-ı Milliyi gerçekleştirmek
2- Türk topraklarında Ermenistan’ın kurulmasını engellemek
3- Kapitülasyonları kaldırmak
4- İtilaf devletleriyle olan sorunları çözmek
5- Yeni Türk devletinin tanınmasını sağlamak
Konferansa Katılan Devletler
Konferansı İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya toplamıştır. İtilaf devletleri Sevr’i imzalatmak Japonya ise onları destekleyerek ekonomik kazanç sağlamayı ve Boğazlar ve dünya siyasetinde daha etkili olmayı hedefliyordu. Katılan diğer devletler ise Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya’dır. ABD 1. dünya Savaşında savaştığı halde Lozan’da gözlemsi sıfatıyla bulunmuştur. Rusya ve Bulgaristan Boğazlar konuları görüşülürken davet edilmişlerdir. Görüşmeler 20 Kasım 1922 de başlamıştır. Görüşmede TBMM Kapitülasyonlar, İstanbul’un boşaltılması, Musul ve Ermeni Devleti konularında taviz vermemiştir. Görüşmeler çok sert geçmiş iki taraf da taviz vermeyince 4 Şubat 1923 de görüşmeler kesilmiş ve savaş ihtimali ortaya çıkmıştır. Fakat arabulucular sayesinde 23 Nisan 1922 de yeniden görüşmeler tekrar başlamıştır. İlk tur görüşmelerin kesintiye uğraması sırasında TBMM süresini tamamlamak üzeredir. Saltanatın kaldırılması ile iyice yıpranmıştır. İkinci tur görüşmeler başlamadan 1 Nisan 1923 de seçim yapılması için meclis tatil edilmiştir. İkinci tur görüşmelere İsmet Paşa başkanlık etmiştir. 23 Nisan 1923’te başlayan görüşmeler 24 Temmuz 1923’te antlaşma imzalanarak sona ermiştir.
Görüşülen Konular
1- Sınırlar
Suriye Sınırı: 20 Ekim 1921 de Fransızlar ile imzalanan Ankara Antlaşması’ndaki sınırlar kabul edilmiştir.
Önemi: Lozan Antlaşması ile Hatay sınırlarımız dışında kalmıştır. 1936 da Hatay ile ilgili görüşmeler tekrar başlamış. 1939 da Hatay’ın Türkiye’ye bağlanması sağlanmıştır.
Irak sınırı: Musul-Kerkük sınır anlaşmazlığı sonucu bu sınır belirlenememiş. İngiltere ve TBMM bu sınırın en çok 9 ayda kesinleşmesi karara bağlanmıştır.
Önemi: Lozan’da belirlenmeyen tek sınır Irak sınırı olmuştur. İngiltere ve TBMM 1926 da Ankara Antlaşmasını imzalayarak Musul İngiltere’ye kalmak kaydıyla Irak sınırı çizilmiştir.
Batı sınırı: Trakya’da Yunan sınırı Mudanya ateşkes Antlaşması ile Meriç Irmağı olarak çizilmişti. Ek olarak Yunanistan savaş tazminatı karşılığı Karaağaç’ı Türkiye’ye vermiştir. Ege’de Gökçeada ve Bozcaada’nın Türkiye’ye bırakılması ve diğer adaların silahsız olmak kaydıyla Yunanistan’a bırakıldı.
Önemi: Böylece Yunanistan ile günümüzdeki sınır çizilmiştir. Balkan Savaşlarında kaybettiğimiz Batı Trakya ve Ege adaları geri alınamamıştır. İtalya tarafından Trablusgarp Savaşında işgal edilen On iki ada Lozan Antlaşması ile İtalya’ya bırakıldı.
2- Kapitülasyonlar
Yabancı devletlerin Osmanlı zamanında kazandıkları her türlü ayrıcalıklar Lozan Antlaşması ile sona ermiştir.
Önemi: TBMM ekonomik alanda bağımsızlığını kabul ettirmiştir.
3- Savaş Tazminatı
Kurtuluş savaşında Anadolu’da yıkım yapan Yunanlıların savaş tazminatı ödemesi kararlaştırıldı. Ancak Yunanistan’ın ekonomik sıkıntısı olduğu için savaş tazminatı olarak Karaağaç Türkiye’ye verilmiştir.
Önemi: 1. Dünya savaşında elinde olmayan Karaağaç bu antlaşmayla Türkiye’ye bırakılmıştır.
4- Dış Borçlar
Osmanlının 1845 ten itibaren aldığı borçlar 1. Dünya Savaşından sonra ödenmez hale geldi. TBMM borçların bir kısmını ödemeyi kabul etti. Bu borçlar Osmanlıdan ayrılan ülkeler arasında paylaştırıldı. Türkiye de borçlarını taksitler halinde Türk Lirası veya Fransız frangı olarak vermesi kararlaştırıldı. Böylece Duyunu-u Umumiye kaldırılmıştır.
Önemi: Bu konu Lozan Antlaşmasından sonra Fransa ile Türkiye arasında sorun olmuş fakat Türkiye’nin istediği olmuştur. Borçların Osmanlıdan ayrılan ülkeler arasında bölüşülmesi Türkiye’yi büyük borç yükünden kurtarmıştır.
5- Boğazlar
1- Boğazlar başkanlığını bir Türk’ün yapacağı komisyon tarafından yönetilecek
2- Boğazın her iki yakasının 20 km alanı silah ve askerden arındırılacak
3- Ticaret gemileri boğazlardan serbestçe geçebilecek
4- Savaş gemilerinin geçişi zaman ve tonaj bakımından sınırlı olacak
5- Boğazlara saldırı olursa Milletler Cemiyeti kararıyla önlem alınacak
Önemi: 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesinden bu yana Avrupalıların söz hakkı netleşmiştir. Boğazlar Komisyonu Türkiye’nin bağımsızlığına gölge düşürmüştür. Boğazlar sorunu daha sonra tekrar gündeme gelmiş ve 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesiyle yeni bir düzenleme yapılmıştır.
6- Ermenistan Sorunu
Doğu Anadolu’da kurulması kararlaştırılan Ermeni devletinden vazgeçilmiştir.
Önemi: İtilaf devletleri Anadolu’nun tam anlamıyla bir Türk yurdu olduğunu kabul etmiştir.
7- Azınlıklar ve Nüfus Mübadelesi
Azınlıkların ayrıcalıkları kaldırılmış, Türk vatandaşlarına tanınan bütün haklardan yararlanmaları sağlanmıştır.
Önemi: Böylece Avrupalıların Türkiye’nin iç işlerine karışmaları önlenmiştir. Türkiye’deki Rumlar ile Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Türklerin yer değiştirmesi kararlaştırıldı. (Nüfus Mübadelesi). Böylece Rum ve Türklerin hakları yasal olarak korunmuş. Fakat Yunanistan İstanbul’da daha fazla Rum bırakmak istemesi ileride tekrar sorun olmuştur.
8- Yabancı Okullar
Türkiye’de yabancı okulların Türk hükümeti tarafından düzenlenmesi ve buna saygılı olunması kararlaştırıldı.
Önemi: Böylece eğitimde birlik ve eşitlik sağlanması amaçlanmış, eğitim kontrol altına alınmış dini ve siyasi eğitim engellenmiştir. Bu konu ileride Fransa, Vatikan ve Türkiye arasında tekrar sorun olmuştur.
9- İstanbul’un Durumu
Lozan Antlaşmasının TBMM tarafından onaylanmasından 6 hafta sonra itilaf devletleri İstanbul&rsqu |